Ben Yada Hayvanlar

.
Bayramdan bayrama boğazımdan doğru dürüst bi şeyler geçiyor… Cep telefonumla sadece annemle ve lahmacuncuyla görüşüyorum… Belki biri alıp bakar diye telefon rehberine isimler-numaralar kaydediyorum… Olmayan bu arkadaşlara bazen niye geç kaldın diye sert mesajlar yazıyorum, bazen yazın nereye gitsek diye, bazen dersler hakkında aklıma bir şey takılınca açıp konuşuyorum… Bazen gerçekten kendi sesim dışında bir ses duymak istiyorum… O zamanlar en çok itfaiye ile ambulansı arıyorum… 112’yi çevirip "ağbi bulans’ı sizde kalsın bana am’ı gönderin diyorum." "Bekle polis gönderiyoruz" diyorlar, korkuyorum kapatıyorum hemen telefonu… Yaptığıma pişman oluyorum… Sonra yine arıyorum o ağbiyi… yine korkuyorum… yine yaptığıma pişman oluyorum…

Beş yıldır aynı çekyatın üstünde yatıyorum ve ortası en az otuz santim çökmüş durumda… üç yıldır aralıksız bel ağrısı çekiyorum.. 21 yaşındayım ve kamburum var…on yıldır aynı bilgisayarı kullanıyorum… Kullanım alanım winamp-wordpad ve paint’le sınırlı olduğu için hep müzik dinliyorum, paintte bi sikime dermanmış gibi bayrak çizmeye çalışıyorum, wordpad’im de ziyan olmasın diye günlük tutuyorum... En zoru günlük tutmak.. Anlatacak hiçbir şeyim yok… Bazen rehberimden isimler seçiyorum ve o gün neler yaptığımızı anlatıyorum… Aklıma gelen en güzel kız ismiyle aşk yaşıyor ve son kavgamızda onun haksız olduğunu yazıyorum günlüğe…

Sadece yazarak tasvir edebildiğim o kızları kedi ve köpeklerle görüyorum sokaklarda… Sokaklarda “touch me” diye bağıracak kadar dokunulmaya ve dokunmaya hasretken, bu kedi ve köpekleri kucaklarına alışlarına, sağlarını sollarını mıncıklamalarına, hele ki o öpmelerine ifrit oluyorum…

Önceleri sadece kediler ve köpeklere diş biliyordum… sonraları hayvanların hepsinden nefret etmeye başladım… Hayvanları sevmiyorum ve onlarda beni sevmiyor… hayvan severleri sevmiyorum ve onlarda beni sevmiyor…

Yolda arabaların ezdiği hayvanları görmek haz vermeye başladı bir süre sonra… Artık gazetede çıkan at-eşek siken adamların haberlerini okudukça oh olsun diyorum.. Dışarı ne zaman çıksam çöp kenarlarına bakıyorum… Karnı parçalanmış, böbrekleri ağzından fırlamış bir kedi-köpek-fare arıyor gözlerim… Sırf kedileri kestikleri için satanistlere sempati duyuyorum… çekyatıma girince, yumruğumun ağızlarından girip, üst damaklarını çatlatıp, beyinlerini ezdiğini hayal ediyorum… Rüyalarımda yapıyorum da… En çok köpeklerin üstünde denemek istiyorum ama cesaret edemiyorum… Gerçekte yapamayınca rüyalarımda daha çok işkence yapıyorum onlara… eve sokağa her yere fare zehri dökmek yetmiyor, ekmeklerin üstüne döküp kuşlara atıyorum… penceremin kenarına reçel döküp karıncaların toplanmasını bekliyorum… suyu kaynatıp bir bardak çay koyuyorum gerisini üstlerine döküyorum… duvarda iz kalır diye hiç düşünmüyor, Allah ne verdiyse yapıştırıyorum sineklere ve piç sivrisineklere…
.