.
martın on sekizi bugün
sabah kalktığımda
çarşamba olduğunu zannediyordum
sonra salı olduğunu öğrendim
okula giderken ne olduysa
salı olduğunu tekrar unuttum.
sınıfta çok hatun var
bazıları güneş gibi
uzun süre bakınca gözlerim yaşarıyor
kızıl saçlar
sarı saçlar
siyah saçlar
boyalı saçlar
boyasız saçlar
kısa
uzun
küt
dalgalı
kıvırcık
düz
--> kumrallar
küçük göğüsler
büyük göğüsler
kalçalar
bacaklar
eller
ayaklar
kirpikler
kaşlar
dudaklar
gözler
baktığım kadınlar
bana bakmayan kadınlar
bakmadığım kadınlar
düzmek
düzmek
düzmek
onlara karşı hissettiğim tek şey bu mu?
bunları neden yazıyorum ki?
Bukowski’nin düzdüğü kadınlar
yüz yıl hepimize yeter
peki nelerden bahsetmeli?
sınıfa geç gelen
fırfırlı siyah etek
ve siyah çorap giymiş
beyaz tişörtünü iyice darlaştıran
ne büyük
nede küçük göğüsleriyle
uzun kızıl saçları kulaklarını örten
kulaklarını görmesem de
bembeyaz teni
ve kocaman siyah gözleri
gözlerimi yaşartan
yavrudan bahsetmeyeceksek
neyden bahsedeceğiz?
şuan onun
aletimin üzerinde hoplayışını
hayal etmekten başka
bir şey düşünecek durumda değilken
ne söylemem beklenir ki
bide şöyle düşünsenize
ben bir erkeğim
hem de zamanının büyük bir bölümünü
porno izleyerek geçiren
otuzbirci bir erkek.
ne söylemem beklenir ki ha?
.