Bok Borusu

.
ellerim üşüyordu.
cebimden çıkarmıyordum ama
yinede ellerim üşüyordu.

herneyse..
hiçbir şey yazamıyor.
hiçbir şey yapamıyorum.
donmuş gibiyim.
bi film vardı
adam 20 küsür sene bi duvarı delip
hapishaneden kaçıyordu.
onun gibi biraz.
22 yıldır bi duvar deliyorum,
ve onun gibi ulaştığım yer bok borusu..
onun gibi olmayanı
galiba bok borumun bi sonunun olmaması..
sürünerek yola devam ettiğin,
sonu olmayan bi bok borusu…
geride dönemiyorum
içinde sıkışıp kaldım galiba.
şöyle bir bakıyorum da kendime,
içim, bok dolmuş
dışım zaten bok sıvanmış.…

ısı yalıtım malzemeleri satan
bir dükkanda çalışıyordum.
sıvama harçları
yapıştırma harçları
xps straforlar
eps straforlar
membranlar
astarlar
boyalar
osb’ler
onluk dubeller
drenaj levhaları
çekomastikler
fileler
köşebentler
dekoratif sıvalar
ürünler
markalar
fiyatlar
pazarlamacılar
ameleler
müşteriler
nakliyeciler
kamyonlar
sürekli fettullah gülenden bahseden,
eski kominist yeni nurcu Nedim abi.
sürekli karşı dükkandaki muhasebeci Esra’yı sikmenin planlarını yapan,
eski ülkücü yeni çapkın Tuncay abi.
sürekli kocasının kendisini düdüklemeyişinden yakınan,
eski orospu yeni sekreter Serpil abla...

tüm
bunlardı
beni
donduran

güç
mesai
maaş
avans..

altımdan çekip almışlardı rüzgarı.
öyle düşünüyordum.
sonra kurtuldum buradan
4 ay yetmişti.
şimdi boşum.
cebimde beni bi kaç ay idare edebilecek parayla
zaman bendedir deyip
bana ait olmayan mekanda
akmasını
geçip gitmesini
en azından sakin kafayla
bekleyebilirim.

ve şimdi
şu birkaç haftadır
ölesiye sıkılmakla geçiriyorum günlerimi.
aptalların canı sıkılır diye taşşaklı bi adamın lafı var.
beklide bu güne kadar boşuna kızıyordum.
haklı galiba.
kendimi aptal gibi hissettiğim kesin.
şunları yazarken dahi sıkılıyorum.
maç izlemek,
porno izlemek,
film izlemek,
counter oynamak..
ha birde
belki bir şeyler dinlemek…

tam olarak ne yapmam gerektiğini bilmesem de
hep böyle düşündüm.
hep ama hep
zaman bir şeylerle doluyken sıkıldım
hiç bir şey yokken
boşluğundan sıkıldım

öyle işte.
bilmiyorum.
geçiyor işte.
ve o geçerken ben boşa aktığını düşünüyor,
boşa akmamasını hayal ederken sıkılıyor,
en azından ben akarken o sabit kalmalı diye düşünüyor
çoğu zaman şaçmalıyorum.
ve ayrıca çoğu zaman,
çoğu konuda kafam karışık.
işin garibi,
yaşamayı sürdürebilmek için,
tekrar bi işe girmek zorunda oluşun.
ve bir süre sonra
yaşamayı sürdürmeye çalışmaktan sıkılıp
tekrar o işten ayrılacak oluşun.

hayat hayat hayat
dediğinde bu oluyor işte
vay anasını be!
afedersiniz ama
alttan ve üstten giren çıkan yarraklar,
boşluğa akan döller..
bu mudur yani?
.